Portrait

Sorabilirsin

Noel Gallagher ve Mrs Dalloway'in de aralarında bulunduğu gizli bir örgüte üyeyim.

www.twitter.com/plaseboetkisii

Size kitap getirdim

TutunamayanlarCurfew: A NovelSummer's EndSophie's WorldBen Ruhi Bey NasılımFikrimin İnce Gülü

More of Hazal.'s books »
Book recommendations, book reviews, quotes, book clubs, book trivia, book lists
[Flash 9 is required to listen to audio.]
15 Plays
 

Hani karanlık bir gecede ıssız bir yokuşu tek başına inerken bir köşeye dönersin de deniz çıkar ya karşına, sonra o denizde bir gemi belirir. Şıkır şıkır ışıklarla geçip gider. Sen sevinirsin, hiç nedensiz ama. Sonra için kıpırdar ya. Hani öyle işte. Seni tanıdığımdan beri bir gemi geçiyor içimden hep.

Anonymous asked: Merhabalar. Gegen die Wand'ı görünce uğramak istedim aslında, sonra güzel buldum. Şarkılar iyimiş çok. Clarissa'ya selamlar.

Teşekkür ederim, Duvara Karşı nasıl güzel öyle. Ama bence asıl güzel olanı hem Duvara Karşı’yı seven, hem şarkıları beğenen hem de Mrs. Dalloway’in adını bilen biri(leri)nin varlığıdır.

Ben de Septimus’a selamlarımı iletmek isterdim ne yazık ki mümkün görünmüyor.

[Flash 9 is required to listen to audio.]
60 Plays
 

wilburwantstokillhimself:

(…)

“İtiraf etmeliyim.” dedi adam, yüzünü dönerek. “Daha önce hiç kimse bu kadar özel hissettirmemişti bana kendimi. Hatta o bile. Ona inkar edemeyecek kadar aşıktım. Daha önce hiç bilmediğim bir cesaret vuku bulurdu onunlayken. Ama şimdi düşününce, hiç bu kadar özel hissetmedim kendimi. Belki de ilk defa endişelerimden arındığım içindir. Bilmiyorum. Ama hiç kimse, evet hiç kimse, en yakınlarım, en aşık olduklarım bile böyle özel hissettirmedi bana kendimi. Bunun ne demek olduğunu anlıyor musun?”

Derecesine yetişemediğim bir eksilik vardı yine havada. Ve bir anda çok sokulgan serçe oluvermiştim. Yağmura duyduğum merak gitmişti, aslında duyduğum tüm meraklar yavaşça gidiyordu. Paltonun içinden seslenmiş bir adam dışında her şey monotonluğunu koruyordu hayatımda. Kimi zaman bir bankta oturup hiç tanımadığım insanları izliyordum. Kimi zaman da o adam oluyordum ve bir paltonun altına saklanıyordum. Çünkü bilirsiniz, saklanmak her zaman daha kolaydır. Ellerinizi saklarsanız, el ele tutuşmaya yabancılaşırsınız. Ama bir şapkanın altında başınızı saklasanız da anılarınıza yabancılaşamazsınız. Ve eğer biri çıkıp paltonun içindeyken, saklanıyorken bile sizi tanıyorsa, istesenizde hiçbir şeye yabancılaşamazsınız.

Hava hala eksilerde bir soğuk. Saklanmaktan çok ısınmayı seçtiğim paltonun cebinde, “Bu cümlelerin, ne diyeceğimi bilemeyecek kadar beni suskunlaştırışını anlıyor musun?” dedirten bir mektup var. Ne kadar yol katederek ulaştığınınsa bir önemi yok. Bazen, bir şeylerin üstesinden gelmek için ne kadar yol katettiğinizin de bir önemi yok. Çünkü şanslıysanız, ne kadar yürüdüğünüzün değil, kiminle yürüdüğünüzün önemli olduğunu anlarsınız. Ve ben şanslıydım.

her insanın bir tane çok sokulgan serçe‘si olması gerekiyor. artık bu gerçekle yüzleşmeliyiz. sanırım benimki fazla özel.

Anonymous asked: senden ayıp olmazsa güzel filmler isteyecektim ama formspring hesabın kapalı, neden yaptın bunu bize. gelip senden hep ispanyol filmleri isteyen ben değil miydim. seni tumblr adresinde rahatsız etmek zorunda mıyım ben.

ahahah. o zaman şurdan favori filmlerime falan bak. alejandro amenabar film çekmiyor, çok kızgınım ona mektuplar yazdım, adresini de biliyorum taa ispanyalara mektup atmam yakındır. izleyecek ispanyol filmi bulamıyorum artık. 

ama gel uzak doğu dene, wong kar wai dene. çünkü yeni filmi Çin’de 19’unda vizyona falan girdi heyecanla bekliyoruz bakalım. fallen angels olur, chungking express olur, happy together olur, in the mood for love olur, 2046, ashes of time olur.

bir de aslında bir mubi hesabı alırsan ispanyol filmi istemeye bana bile gelmeye gerek görmezsin bence. unutmadan kuzey filmleri de iyi aslında onun için seni g’ye yönlendireyim madem buralara kadar gelmişsin. hadi hadi izle de sonra yorumunu yaz sevgili anonim.

Biber dolması yapan bir kadına da ancak bu kadar aşkla bakılabilirdi zaten.

Biber dolması yapan bir kadına da ancak bu kadar aşkla bakılabilirdi zaten.

[Flash 9 is required to listen to audio.]
20 Plays
 

Modern delilik de buymuş meğer; albüm1, albüm2, albüm3

Şarkılar, bazen Cansever şiiri gibi bazen de rakı mezesi gibisiniz.

 

[Flash 9 is required to listen to audio.]
120 Plays
 

İntihar etmeyeceksek içelim bari.

A. Ağaoğlu

[Flash 9 is required to listen to audio.]
1,262 Plays
 

Kalbini soyun, ellerini, bakışlarını, dokunuşlarını soyun, koy masanın üstüne. Bir şekilde sana aşık olmamı engellememiz gerekiyor çünkü.

[Flash 9 is required to listen to audio.]
75 Plays
 

wilburwantstokillhimself:

- “İnsan olan yerlerim çok ağrıyor.” diyor Birhan Keskin.

+ Bu insanları kimler üzüyor bu kadar?

 :)

[Flash 9 is required to listen to audio.]
21 Plays
 

(çoklu kişiliklerinden birinin adı Jessica olan bir kadın ve kendisine Red Kit diyen bir adam…)

+Gerçekten sevdin mi onu?
-Peki ya sen? Başka birini sevdin mi?
+Önce sen anlat. Nasıl başladı? Nerede tanıştınız?
-Sıradan bir gündü. Tanımadığım bir adamın yatağında uyanmıştım. Kalkıp yola çıktım. Çok yorgundum. Bilirsin, bazı yorgunlukları anlatmak zordur. Dünyayı kıpkırmızı görüyordum. Ağaçlar, otomobiller, binalar, insanlar, hayvanlar hep kırmızıydı. Duygular ve hareketler de öyle. Çevredeki bütün sesleri bastıran bir sinyal sesi işitiyordum. Düz, monoton, çıldırtıcı… Çıldıracağımı sandım. Ben görüp işitiyordum, hemen ardından Jessica, sonra ben, sonra o, sonra gene ben. Bir pastaneye daldık. Donat yiyip kendimize gelmek istedik. Bir de sıcak kafeinsiz kahve… Orada onu gördük. Kırmızı perde bir anda kalktı. Sinyal sesi durdu. Her yer maviydi. Su altındaymışız gibi hareket ediyorduk. Dünya başkaydı. Senden sonra ilk defa… Lağımdan kaçmaya çalışırken gün ışığını görmek gibi.

Özen Yula- Kırmızı Yorgunları

*Senede bir gün bile böylesini bulursan şanslısın demektir.

[Flash 9 is required to listen to audio.]
63 Plays
 

İnsan soyuna soyuna deriye varır, onura, öz saygısına varır. Bunları yüzmek, koparıp atmak güçtür ya, soyunmayı yürekten benimsemiş kişi, sırası geldiğinde bu son adımı atmayı değer bellediğinde, ölmesini bilir. Ne ki, bir tek kez yapılabilecek bu işi, böyle bir eylemin değerini anlayacak kişiler karşısında yapmak ister. Yanılır da, sırası geldi diyerek, olmayacak bir yerde girişirseniz bu işe, acı bir masal olur çıkarsınız.

-Bilge Karasu